Kuyruk sokumu körelmiş bir organ mıdır?

Kuyruğun Görevi Nedir

Kuyruk, hayvanların vücutlarının arka tarafında genellikle vücuttan bağımsız hareket edebilen kuyruk sokumuna bağlı bir organdır. Kuyruk genellikle omurgalı canlıların bir özelliğidir.
Kuyruk, her hayvanda farklı işlevde bulunur. Balıklarda yüzmeye ve yön tayin etmeye yararken omurgalı canlılarda vücut korumasına veya denge sağlanmasına yardım eder. Maymun türlerinin bazıları veya lemur gibi hayvanlar ağaçlarda asılı kalmak için kuyruklarını kullanırlar. Kuyruk ayrıca hayvanlarda iletişim aracı olarak da kullanılır. Bazı geyik veya karaca türleri yaklaşan bir tehlikeyi sürüdeki üyelere kuyruk hareketleri ile bildirir. Kertenkele gibi bazı hayvanlar tehlike anında kuyruklarını geride bırakabilen özelliğe sahiptirler. Bir takım kuş türlerinde ise kuyruk çiftleşme dansı gibi özel durumlarda kullanılabilir tavus kuşunun erkeğinin kuyruğunu açması bu duruma iyi bir örnektir.
Kuyruk

Kuyruk, insanlarda bulunan bir organ değildir. İnsanlarda kuyruk sokumu diye tabir edilen en son omur kemiği vardır. Bu kemik bütün omuriliğin son parçasıdır ve tıbbi adı ile sakrum ya da korsiks olarak bilinir. Yani aslında insanlarda kuyruk diye bir organ bulunmamaktadır. Kuyruk sokumu ismi mecazen halk arasında kullanılagelen bir isimdir. Bu nedenle yanlış anlaşılmalar neticesinde sanki insanda bir kuyruk varmış gibi düşüncelere neden olmaktadır. Asıl adı sakrum’dur ve sadece omurganın son parçasını teşkil eden kemik bloğudur.

Kuyruk Sokumu Kemiğiİnsanlarda Kuyruk

Kuyruk, insanlarda bulunan bir organ olmamakla beraber insanlarda kuyruk sokumu diye tabir edilen en son omur kemiği bulunur. Bu kemik bütün omuriliğin son parçasıdır ve tıbbi adı ile sakrum ya da korsiks olarak bilinir. Yani aslında insanlarda kuyruk diye bir organ bulunmamaktadır. Kuyruk sokumu ismi mecazen halk arasında kullanılagelen bir isimdir. Bu nedenle yanlış anlaşılmalar neticesinde sanki insanda bir kuyruk varmış gibi düşüncelere neden olmaktadır. Asıl adı sakrum’dur ve sadece omurganın son parçasını teşkil eden kemik bloğudur.

Kuyruk Sokumu Kemiği – Sakrum

Kuyruk sokumu kemiği tek parça bir kemik değildir. Bütün omurganın altında tam gelişmemiş beş parça omurun birleşmesi ile meydana gelir. Bu kemik insan vücudunda gereksiz kemik olarak düşünülse de, aslında omurga kemiklerinden dördüncü beşinci omur kemiklerinin birleşmesinden meydana gelir ve sırt kemiğinin ve ilişkili olduğu yapının sabitlenmesi, lif ve bağları güçlendirmesi  iki kalça arasında oluşan baskıyı azaltması bakımından önemli bir işlevselliğe sahiptir.

Kuyruk sokumu kemiği, insan bedeninin sağlıklı hareketlerini yerine getirmesi için son derece önemli olan kemikler içerisinde yer alır. Özellikle omurga kemikleri içerisinde dördüncü ve beşinci disklerin birleşmesi sonucu sırt kemiğinin yapısının sabitlenmesine katkı sağlar. İçerdiği bağlar ve lifler sayesinde omurganın güçlenmesine faydalı olur.
Kuyruk sokumu kemiğinin içerisinde üçgen biçiminde omurganın kaynaştığı kemik yapısı bulunurken, sakrum, pöç, uca ismi verilen bölümler bulunur. Kuyruk sokumu kemiği kalça arasında oluşan baskının giderilmesine fayda sağlarken; işlevsel özellik gösterir. Görünümü itibariyle önden arkaya doğru basık şekilde bulunurken; ön kısmında bakıldığında çukurluk bulunur. Arka taraftan bakıldığında ise tümsek şeklinde olan ve omurgaların birleştiği andan itibaren enine kemiksi yapıda olan eklemler ile kaplı kemiktir. Özellikle bayanlarda anatomik bakımdan doğum olayı sırasında oldukça önemlidir.

Kuyruk sokumu kemiği işlevi

Kendi içerisinde sabit halinde bulunan eklemlerden meydana gelir. Vücudumuzda sağrı ismi verilen kemik ile birleşme yaptığı yerde ise oynar eklemler bulunur. Özellikle bayanlarda doğum esnasında bebeğin kolaylıkla dışarı çıkmasına yardımcı olan sağrı kemiği kuyruk sokumu kemiği ile birlikte pubis kemiği sayesinde bebeğin çıkış yerinin büyüklüğü 10 santim civarına ulaşır. Doğum esnasında sağrı kemiği açılma yapar. Bu süreç içerisinde bebek kanaldan dışarı doğru çıkışını rahatlıkla gerçekleştirir.

Bu kemikler arasında 2 adet çıkıntı bulunur. Bu sayede vücudun oturma işlevinde sola ve sağa hareket halinde kaymasını engeller. Oturma esnasında kalçanın sabitlenmesine yardımcı olan bağları barındırır. Bağlar ve sağrı sayesinde kalça bütünlüğünü korur.

Kuyruk sokumu kemiği, şekil olarak önden arkaya doğru basık, ön yüzü hafif çukur olan, arka yüzü ise tümsek şeklinde olan, omurların birleşme yeri dediğimiz yerde enine kemiksi oluklarından oluşan eklemlerle bütün bir kemik halindedir.

Bu kemikte iki adet çıkıntı bulunur. Bu çıkıntılar insanların oturma anlarında sağa ve sola hareket ederek kaymalarını engeller. Yine bu sağlamlığı, anatomik görüntüsündeki geometrik estetik bir sanat eseri gibidir. Sert zeminlere otururken kalçaları sabitleyen dört tane bağı vardır. Bu bağlar sağrı kemiği ile beraber bütünlüğü sağlar.
Kuyruk sokumu kemiği, kendisini besleyebilen bir özelliğe sahiptir. Bunun adına coccigel arter denir. Kirli kani toplayarak yeni ve kendi yapısına uygun hale getirir bu oluşumu yapan sinire de coccigeal sinir denir. Ayrıca bu kemik kayganlığını sağlayan bir sıvı salgılar bu sıvıyı coccigeal bursa, coccigeal cisim ve glomus coccygeum ve cuschka bezler sayesinde üretir. Oysaki embriyolojik kalıntı olan kemiklerde böyle bir durum yoktur. Çevresinin anatomik yapısına göre şekil kazanır. Buradaki en önemli ayrıntı varsayılan o genel yargının ne kadar yanlış olduğudur. Sebebi de kuruk sokumu kemiği eğer bir kalıntı olsa idi, anatomik yapısı kendisine has toplardamar, atardamar, bursa, sinir ve beze sahip olmazdı.
Evrim teorisine inananlara göre kuyruk sokumu kemiği, geçmişteki maymunumsu atalarımızın(!) bir kalıntısı olarak bugüne kadar gelmiş, hiçbir fonksiyonu olmayan bir kemiktir. Oysaki bu kemik; anatomi, fizyoloji ve kadın- doğum bilimleri açısından incelendiğinde, yapı ve fonksiyonları bakımından ne kadar önemli ve lüzumlu bir kemik olduğu görülür.
Evrimci görüşün dediği gibi bu kemik işe yaramaz bir kalıntı ise, kalıntı olan bir kemikte, bu bağların ve kemik yapısının fizyolojik fonksiyonlara uygun olmasına ne gerek vardır? Yoksa ilkel hayvan, kuyruğunu küçültürken, insanın anatomik yapısı şöyle olacak, doğumu böyle yapacak, çocuğun kafa çapı şu olacak, ben kuyruğuma şu şekli vereyim, diye düşündü de, kuyruk sokumunu bu anatomik yapıya uygun bağlarla mı donattı?

Adaleler ve Ligamentler kuyruk sokumuna yapışırlar

1. Musculus coccygeus lig. sacrospinale: Bu adaleyi meydana getiren kas hüzmeleri sağrı ve kuyruk sokumu kemiğinin dış kenarlarından başlar, leğen kemiğinin altına yapışır.
2. Lig. sakro-tuberale: Sağrı kemiği ve kuyruk sokumu altından başlayarak, leğen kemiğinin arka altına yapışır. Kuyruk sokumu ile sağrı kemiğinden gelen adaleler hüzmesi birbirini çaprazlar. Bu iki bağ aracılığı ile çaprazların arasında iki delik oluşur. Bu iki deliğin içinden, erkek/kadın genital ve boşaltım organlarına, damar ve sinirler geçer. Bu iki delik, damar ve sinirleri koruma altında tutar.
3. Lig. anococcygeum: M. sfinkter ani externus isimli kas, bu bağ vasıtasıyla uzanır ve kuyruk sokumunun ucuna yapışır. M. sfinkter ani externus kası, anal kanal (son bağırsağın çıkışı) etrafını halka şeklinde sararak, anüsü devamlı kapalı tutar ve defekasyon (dışkılama) sırasında isteğimize göre gevşer. Bu kas devamlı kasılmak için destek gücünü, lig. anococcygeum vasıtasıyla, kuyruk sokumu kemiğinden alır. Ligament ve kasların çekmesiyle, kuyruk sokumu kemiği öne eğik pozisyonda durur ki, oturma anında buraya yansıyan yük süspanse olsun, yani hafifletilerek sıkıntı vermeyecek duruma gelsin. Çünkü kasların yapışması sebebiyle, özellikle defekasyon anında kuyruk sokumunun belli hareketleri vardır. Oturulurken kuyruk sokumunun arka yüzüne baskı gelir. Kuyruk sokumu, öne doğru tek oynar eklem olan sağrı ile yaptığı eklemden hareket ederek bu baskıyı azaltır.

Kuyruk sokumu kemiğine yapışan bu kaslar, leğen kemiğinin tabanını oluştururlar. Yine doğum alt zeminini oluştururken, kalın bağırsağın, diğer damar ve sinirlerin zeminini döşeyen sağlam bir tabaka teşkil ederler.
– Eğer kuyruk sokumu kemiği kalıntı kemik sayılırsa (yani bu kemik özel bir planla yaratılmamış olsa), o zaman bu adaleler ve bağlar nereye yapışacaktı?
Adalelerin görevlerini tam yapabilmeleri için, kemiklere yapışmış olmaları gerekmektedir. Yapışacak yeri olmayan, boşlukta kalan bir adale, güç meydana getiremeyeceğinden, fonksiyonunu tam yapamaz; büzülmüş ve zayıflamış halde kalır. Özellikle anüsün kapalı tutulmasında fonksiyon gören anüs adalesi, lig anococcygeuma bağlıdır. Kuyruk sokumu kemiği olmasaydı bu kaslar tam fonksiyon yapamadığından, anüs kısmında, zıt yöndeki kasın çekmesiyle tek taraflı bir güçsüzlük olurdu. Ameliyatla kuyruk sokumu alınan hastalar, anüsün kasılma gücünde azalma ve anüse sert bir şey batar gibi bir hissin şikâyetiyle doktora başvurmaktadırlar. Kuyruk sokumu kemiği eğer kalıntı sayılırsa, ona yapışan adaleleri ve bağları da kalıntı saymak gerekir. Kalıntı kemik acaba kendini oluştururken kalıntı damarını, siniri kuyruk, salgı kesesini, bağlarını, adalelerini, lazım olacak eklemlerini kendisi ayarlayarak, diğer kalıntıları da beraberinde mi geliştirmiştir?

Çok yönlü görevleri olan kuyruk sokumu kemiğine, fazlalık ya da hiçbir fonksiyon görmeyen gereksiz bir kemiktir demek, aklın ve ilmin kabul etmeyeceği bir durumdur. Bu konudaki fikirler, tek hücrelilerden insana kadar olan silsilede, benzetme yapılarak, peşin kabullenmeye göre, hiçbir organın anatomisi, fizyolojisi, patolojisi, biyokimyası ve biyomekaniği incelenmeden ortaya atılmış fikirlerdir.
Kaynaklar:
1. Doğum Bilgisi. Prof. Dr. Ali Gürgüç (E.Ü.T.F. Kadın Doğum. ABD)
2. Ortopedi. Türek L. Samuel. C.II.
3. Anatomi İ. V. Odar. Cilt:1.
4. Atlas der Anotomie dee Menschen. Kemikler, Bağlar, Eklemler. Cilt:1.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir